Multi Vitamin & Bitkisel Kompleks

Plantafluid Complex MC preservative-free
Multivitamin ve Bitkisel Komplex
İşlevsellik Kazandıran Saç ve Kafa Derisi (Scalp) Bakımı
 
Saçlar tarih boyunca gücün ve cazibenin sembolü olmuştur. Antik zamanlarda sınırsız bir güce sahip olup aslanları yenen ve bütün savaşlarını kazanan Simpson da gücünü saçlarından almıştır. Ne zaman ki güzel Delilah, Simpson’u kendine âşık edip saçlarını kesti o zaman Simpson tüm gücünü kaybetmiş ve düşmanlarına yenilip esir olmuştur.
Eski Yunan ve Roma’da kadınlar ve erkekler saç kesimlerine büyük önem vermişlerdir. Kadınlar saçlarını uzatır ve genellikle kına ile kırmızıya boyayıp altın tozu serpiştirmişler ve taze çiçeklerle süsleyip cazibelerini artırmışlardır. Erkekler ise saçlarını kısa ve şekilli kestirirlermiş. Hunlar ve Slavlar saçlarının büyük bölümünü kazıtmışlar ve sadece bir bölümünü uzatmışlar. 
Türk’lerde ise genelde uzun saç esastı. İlk ve ortaçağ Arap toplumlarında da erkeklerin saçları omuzlarına kadar, hatta daha uzunmuşlar.  Yirminci yüzyılın başında kadınların saçlarını kısa kestirmesi ise özgürlük bayrağı açmak anlamına geliyordu. 1960’larda hippiler sisteme uzattıkları saçlarıyla karşı çıkmışlardı.
Saç günümüzde de çok önemli bir statü ve güzellik unsurudur, hatta Anadolu’da saçla ilgili bazı rüya tabirleri saçın hayatımızdaki önemine bir göndermedir. 
Mesela; Uzun ve gür saçları rüyada görmek, ömrün uzunluğuna ve mal sahibi olunacağına, rüyada saç dökülmesi görmek ise sağlığın bozulacağına, şöhret ve itibar kaybına yorumlanmaktadır.  
Sağlıklı, canlı, parlak saçlar sağlığın sembolü olmakla beraber aynı zamanda cazibenin de en temel unsurlarındandır. 

Saçımızın Yapısı 
Saçlar uzun, keratin içerikli yapılardır. Keratin kopmaya ve aşınmaya dayanıklı bir proteindir. Tırnaklarımız da keratin yapıdadır. İnsan vücudundaki diğer proteinler gibi keratin de, amino asit olarak adlandırılan küçük moleküllerin birleşmesinden oluşmuş büyük bir moleküldür. 
Saçımızın yapısını oluşturan başlıca unsurlar;
Amino Asitlerin bileşiminden oluşan Keratin, Su, Yağ, Renk pigmentleri Melanin (kahverengi-siyah), Trikosiderin (kızıl, sarışın), Vitaminler, Mineraller, Amino asitler tespih taneleri gibi art arda dizilerek büyük proteinleri oluştururlar. Tek bir saç telinin çapı, kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte, 0,05 ile 0,09 milimetre arasındadır. 
Saçlarımızın rengi yukarıda adı geçen renk pigmentlerinden veya bunların birbiri ile karışımından meydana gelir. Pigmentler, matrix hücrelerinin etrafında yer alırlar ve oluşan saç telinin medula ve korteks tabakalarında bulunurlar. Doğuştan renk pigmentlerinin eksikliğine ALBINO hastalığı adı verilir. Bu durumda saçlar, kaşlar, kıllar ve cilt tamamen renksizdir ve özellikle güneş ışınlarından tamamıyla korunmak gerekir.
Saç teli kafa derisinin yağ tabakasına gömülmüş, küçük bir girinti olan saç kökünden çıkar. Saç kökünün çevresinde ve bitişiğinde saçları kayganlaştıran yağı (sebum) salgılayan salgı bezleri bulunur.
Epidermis derinin en dış tabakasıdır. Her saç teli epidermisteki bir çentikten çıkar. Saçımız iki ana bölümden oluşur. Bunlar saç kökü ve saç gövdesidir.
SAÇ KÖKÜ
Saç teli saç kökünden çıkar. Bu, epidermise gömülmüş, çay bardağına benzer yapıda küçük bir girintidir. Saç kökünün deri içinde kalan kısmının en uç bölümüne saç soğanı denir. Saç soğanı canlı ve sürekli bölünen hücrelerden oluşmuştur. Bu hücreler silindirik yapıdaki uzun, ince saç liflerini üretirler. Saç soğanında ayrıca, saça rengini veren pigmentleri üreten hücreler de bulunur. Bu pigmente melanin, onu üreten hücrelere de melanosit denir. 
Erkeklik hormonlarının (androjenler) reseptörlerinin de bu bölümdeki hücrelerin üzerinde olduğu bilinmektedir.
Saç soğanının en dip kısmında dermal papilla olarak adlandırılan ve damar yumağı içeren yapı bulunur. Bu yapı saçların büyümesi ve beslenmesi için çok önemlidir. Her bir saç kökü bir iç ve bir dış kök kılıfı tarafından çevrelenmiştir. Dış kök kılıfının sonlandığı yerde epidermis başlar. Saç kökünün çevresinde ve bitişiğinde bir takım salgı bezleri de bulunur. Bunların en önemlileri saçları kayganlaştıran yağı (sebum) salgılayan yağ (sebase) bezleridir.
SAÇ GÖVDESİ 
Saçın derinin dışında kalan kısmına saç gövdesi denir. Saç gövdesi keratine dönüşmüş ölü hücreler, bunları bir arada tutan bazı maddeler ve bir miktar sudan ibarettir. Saç tellerimiz ortalama 0,1 – 0,9 mm kalınlığında kolayca eğilip bükülebilen, aynı zamanda büyük bir dirence ve elastikiyete sahip yapıdadır. Saçı kesilen kişinin hiçbir acı hissetmemesinin nedeni işte bu yapıdır. Saç gövdesi üç tabakadan oluşur. Bunlar:
· Medulla (Saç İliği)
En içteki tabakadır.
· Korteks (Cortex – Saç Kabuğu)
Keratin liflerinden oluşan korteks saçın orta tabakasını oluşturur, saç teline esneklik, sağlamlık ve renk verir. Burada saç görünümü ile ilgili bütün önemli kimyasal prosesler oluşmaktadır.

Kütikül (Caticula – Saç Zırhı)
Bu renksiz ve ince tabaka ölü hücre kalıntılarının 6-10 kat halinde birbirlerinin üzerine balıksırtı gibi sarılmasından oluşmuştur. Bu tabaka saçların sağlık durumu konusunda aydınlatıcıdır. Sağlıklı saçlarda bu zırh düzgün bir görünüm vermekte ve ışığı optimum bir şekilde yansıtabilmekte ve saç korteksini koruyucu bir görev üstlenmektedir.
Saçımızın Büyüme Aşamaları
Saçlar, kıl follikülü denen ve saçı çevreleyen doğurucu bir tabakada üretilir ve uzamaya başlar. Buraya saç kökü de denebilir. Saçlar devamlı uzamazlar, uzama bir noktada durur ve sonra dökülür. Dökülen saçın yerine, saç follikülünden yeni saç teli üretimi başlar.  Bu süreç birbiri arkasına devam eder. Buna saçın yaşam döngüsü denir ve 3 evreden oluşur.  Bunlar: 
1- Anagen (büyüme) evresi
Bu evre, saç köklerinin en aktif olduğu devredir. Saçlar bu devrede 2 – 10 yıl boyunca uzarlar. Genetik olarak yatkınlık bu süreyi negatif etkilemekte ve saç büyüme süresini 3 – 4 aya kadar indirgemekte ve sonra katagen devreye geçmektedir. Anagen devrenin kısa olması saç kalitesini negatif etkiler ve saçlar cansızlaşır, parlaklığını kaybeder ve daha zor şekil alırlar.
2- Katagen (geçiş) evresi
Büyüme aktiviteleri durmaya başlar 1 veya 2 hafta kadar sürer.
3- Telogen (dinlenme ve dökülme) evresi
Bu evrede saç teli aynı boyda kalır. 3 ya da 4 ay kadar sürer. Bu süre sonunda, alttan gelen yeni saçın itmesi veya dışarıdan bir etken sayesinde saç kolayca kökünden atılır. 
Genel olarak;
· Kafa derimizde (scalp) ortalama 100’000-150’000 kadar saç bulunur ve saçların yaklaşık 85-90%’ı anajen fazında ve 10-15% telojen evresindedir.
· Saçlarımız ayda ortalama 1 ila 1,5 cm arası uzar ve toplam olarak saçlarımız yılda 15-20 km arası büyür.
· Günde ortalama 100 ila 150 saç dökülmesi normal olarak kabul edilmektedir.

· Saç dökülmesi ve kellik, özellikle erkeklerde ve çok daha nadir olarak kadınlarda görülen ve dış görünüm güzelliğini negatif yönde etkileyen önemli bir sorundur.

Saç dökülmesi hem kadınları hem erkekleri etkler. Sadece kafa üzerinde meydana gelen tüm saç dökülme vakalarının 95%’nin nedeni saç foliküllerinin androjenik hormon dihidrotestosterona (DHT) olan duyarlılığının artmasındandır. Bu durumun adı olan androjenik alopesi, kalıtsal, kalıcı ve yaşlandıkça devam eder. 
· 5α Reductase II enziminin genetik nedenlerle programlanmış saç kökleri üzerine bir erkeklik hormonu olan testosteronu  dihidrotestosterona dönüştürmesi sonucu, saç dökülmesi kendini bir yağlanma ile gösterir ki bu durm saçlı deri üzerindeki kıl köklerine kadar uzanan porları tıkayarak saç foliküllerini boğar ve matrix hücrelerinin erken ölümüne neden olur. Bakım ancak bu hücreler ölmeden önce yapılırsa olumlu sonuçlar elde etmek mümkün görünmektedir.
Ayrıca
Beslenme bozuklukları
Yanlış ürün kullanımı ve kalitesiz kozmetikler
Stres
Çevre kirliliği
Hamilelik
Bazı tedavi yöntemleri (kemo-terapi, vs.)
Sigara ve alkol tüketimi
Güneş, deniz, rüzgâr, su, vs.  saç sağlığını ve dökülmelerini negatif olarak etkileyen nedenler arasındadır.
Plantapharm GmbH firması tarafından Viyana’daki laboratuvarlarında geliştirilen PL Complex MC-koruyucu içermez 
saç ve kafa derisine olan faydaları ve saç yenilenme özellikleriyle bilinen ve bitkisel literatürde tanımlanmış bitki özlerinin ve vitaminlerin yüksek bir sinerjik etki gösterdiği komplekstir. Kompleksi oluşturan aktifler;
Bitki ekstreleri;
1. Astragalus Membranaceus Root Extract
2. Ilex Paraguariensis Leaf Extract
3. Schizandra Nigra Fruit Extract
4. Curcuma Longa Root Extract 
5. Capsicum Frutescens Fruit Extract
6. Panax Ginseng Root Extract
7. Gingko Bioba Leaf Extract
8. Cucurbita Pepo Seed Extract
9. Linum Usitatissimum Seed Extract
10. Centella Asiatica Extract
11. Equisetum Arvense Extract
12. Panicum Miliaceum Seed Extract
13. Camelia Sinensi Leaf Extractt
14. Urtica Dioica Leaf Extract
15. Betula Alaba Leaf Extract
16. Aesculus Hippocastanum Seed Extract
17. Nigella Sativa Seed Extract
Vitaminler;
1. Panthenol (B5)
2. Niacin (B3)
3. Biotin (B7)
4. Folic Acid (B9)
5. Cyanocobalamin (B12)
6. Ascorbic Acid (vitamin-C)
PL Complex MC preservative-free başlıca özellikleri;
Sebum cilt yağları için tıbbi bir terimdir. Sebum cildimizi ve saçlarımızı dehidrasyondan koruyan ve pH’ını dengeleyen işlevlere, ayrıca antibakteriyel özelliklere sahiptir. Hiperseborrhea veya sebum hipersekresyon, sebase bezlerinin hiperaktivitesinin neden olduğu aşırı sebum üretiminden kaynaklanan bir kafa derisi problemidir. Hiperseborrhea kendisini aşırı kafa derisi ve saç yağlanmasıyla ifade eder ki, bir sonraki semptom da saç dökülmesidir.
Hiperseborrhea’da aşırı sebum, foliküllerin boşaltım kanallarında toplanıp birikir ve saçın yeterli beslenmesini ve oksijenlenmesini engelleyerek saçların normal büyümesini ve gelişimini bloke eder. Sonuç olarak saçlar her büyüme döngüsünde daha ince, daha kısa, daha kırılgan, cansız ve daha zayıf hale gelir. Aslında anajen fazı, foliküller ölünceye kadar, akabinde ise dökülene kadar kısalır ve kısalır. Zamanında önlem alınarak aşırı sebum sekresyonu regüle edilebilirse saç kaybının azaltılması ve engellenmesi mümkün olabilmektedir.
PL Complex MC preservative-free’yi oluşturan bitkilerin içermiş olduğu flavonoidler (Quercetin, Myricetin, Kaempferol, vs) ve lignanlar 5-α-reductase enzim II’nin inhibasyonunu destekleyerek aşırı sebum sekresyonunun normalleşmesine ve foliküllerdeki sebum birikimlerinin elemine edilmesine yardımcı olarak saç köklerinin tahrip edilmesinin (alopesi) engellenmesinde önemli rol oynarlar. Lignanlar ayrıca kepek oluşumuna karşı da savaşırlar.
Saç foliküllerinin özellikle anajen fazda oldukça yüksek kan akımına ihtiyaçları vardır. Ancak bu sayede sağlıklı bir saç büyümesi sağlanabilmektedir. Bu nedenle  dermal papillanın saç köküne uzanması gerek ki, dermal papilla ve içindeki zengin kan damarları saç foliküllünün beslenmesini ve büyümesini sağlayabilsin. Bu erişimin herhangi bir nedenle bozulması saç büyümesini durudur ve sonunda saçın erken kaybına neden olur.
PL Complex MC preservative-free’yi oluşturan bitkilerin
Anticouperose, vasoprotective, periferic vasoconstrictor özellikleri sayesinde mikro-kapiller sistemi güçlendirerek, kapiller permeabilitenin azalmasına, sisteme esneklik kazandırarak genişlemesine ve mikro-sirkülasyonu stimule ederek metabolik enerjinin saç köklerine ulaşmasına, saç şaftında anajen ilerlemesini uyararak saç büyümesini teşvik eder
Antioksidan özelliği, oksidatif stresin azalmasına, dolayısıyla kan detoksuna yardımcı olarak immun sisteminin güçlenmesine katkıda bulunur, besinlerin saç köklerinin daha iyi beslenmesine yardımcı olur, saç dökülmelerinin azalmasına ve yeni saç oluşumunu destekler
Anti-inflammatuar özellikleri, dermiş-epidermis homeostazının normalleşmesine ve düzenlenmesine yardımcı olarak keratinosit yenilenmesi ve farklılaşması arasındaki dengeye yardımcı olur, ayrıca flammasyondan kaynaklanan saç dökülmelerine karşı kompleksteki bitkilerin içerdiği asiatik ve madecosside gibi etken maddelerle savaşır.
Bulb matriks bölgesinde hücre nükloid antigen (PCNA-proliferating cell nuclear antigen) proliferasyon ifadesinin artmasına yardımcı olur
Ölümsüzleştirilmiş (immortalized) vibrissa dermal papilla hücrelerinin proliferasyonunun artmasına yardımcı olur
Neurotransmitter GABA, sakinleştirici etkisi stresse bağlı saç dökülmelerinin (alopesi areata) engellenmesine yardımcı olur
Silika saç ve ciltte bulunan son derece önemli bir eser elementtir. Ek olarak silika saç gövdesinin önemli bir maddesi olan keratin sülfat yapımı için de gereklidir. Silika damar açıcı özelliği ile kafa derisindeki kan akışını artırarak saç büyümesini teşvik eder, saçlara gövde kazandırır ve güçlendirir, saçın yapısal mukavemetini artıran güçlü hücre yenileme ve yeniden oluşturma özelliklerini teşvik eder
Kompleksin içerdiği curcumin’in saç büyümesini destekleyebileceği başka bir yol da saç köklerinde Vitamin-D reseptör genlerinin bir aktivatörü olduğunun görülmesidir. Bu genler saçların büyüme döngülerini kontrol etmeye yardımcı olmaktadır. Testler, bu genlerden yoksun farelerin ve insanların saç dökülmesini geliştirildiğini göstermiştir. Vitamin -D reseptörleri tarafından üretilen proteinler saç köklerinin engellenmeden büyümesine yardımcı olurlar.
Folic asit ve Cyanocobalamin, vitamin-C, Biotin ve Panthenol saçların büyümesinde önemli bir Koenzim A oluşmasına yardımcı olarak karbonhidratların, yağların ve proteinlerin enerjiye dönüştürülmesinde bir katalizatör olarak teşvik eder, kırmızı kan hücreleri oluşturulmasına yardımcı olarak foliküllere oksijen taşınmasına dolayısıyla saçların büyümesine yardımcı olur, kellik proteini olarak da bilinen DKK-1 proteininin saç foliküllerinin sentezlenmesinin düşüşünde oynadığı rolün azalmasına yardımcı olarak, saç büyümesini ve yenilenmesini teşvik eder, yatıştırıcı ve teskin edici bir rol oynarlar, 
TGF (transforming growht factor)-Beta -1 ve TGB-Beta-2 regülasyonunu aşağı düzenlenmesine yardımcı olarak  dermal papilla proliferasyonu yoluyla saç büyümesini destekler. TGB Beta-1 ve Beta-2 büyüme faktörlerinin insan saç döngüsünün kısalmasına, dolayısıyla saç dökülmesinde rol oynadığı düşünülmektedir.
Astragaloside IV, Fas/Fas L aracılı hücre ölüm yolu (cell-death-path) ile saç foliküllerinde apoptosis (programlı hücre ölümü) regresyon katagenin inhibisyonuna yardımcı olur, ayrıca saç keratinositlerinin terminal farklılaşmasıyla birlikte büyüme faktörleri ve sitokin düzeyleri Astragaloside IV tarafından azaltılır ki bu da saçların yeniden büyümesine yol açar.
Astragaloside IV, apoptotik yolağı tarafından tetiklenen kaspaz-bağımlı hücre ölümünün önlenmesi yoluyla spontan katagen geciktirilerek Alopecia, Effluvium ve Hirsutism gibi saç hastalıklarının tedavisinin desteklenmesinde kullanılabilir.
Astragaloside IV, TA-65 telomeraz aktivite stimulasyonuna yardımcı olur ve telomeraz RNA bileşeni için MEF'de kısa telomerlerin uzamış telomerlere bağlı uzamasını destekler.
Telomer è Telomer, Yunanca telos (son) ve melos (kısım) kelimelerinden türetilmiş bir kelimedir.
Hücre çekirdeği içinde bulunan kromozomların uç kısımlarındaki, DNA proteinlerinden oluşan koruyucu başlıklara telomer deniyor. Telomerlerin boyu kronolojik yaşa bağlı olarak her hücre yenilenmesinde kısalır çünkü ölen hücrenin yerine gelecek olan yeni hücre replikasyonu için telomerden bir parça kullanılır. Böylece kronolojik olarak yaş alırken kromozomlarımızın ucundaki telomer isimli koruyucu başlıklar kısalarak, tükenir ve hücrenin kendisini yenilemeye yetecek uzunlukta telomer kalmayınca yaşlılık emareleri oldukça hızlı bir şekilde kendini göstermeye başlar.
Telomerase è DNA’da üretilen ve telomer boyunu yöneten enzimdir. Bu enzimin yaşlanma süreci içinde telomer kısalmasını durdurmak, yavaşlatmak hatta yeniden uzamasına yardımcı olabilmek konusunda büyük bir potansiyeli vardır. 
· 1933'te, seçkin bir Amerikan sitogenetikçisi ve Tıp dalında Nobel ödülü alan ilk kadın olan Barbara McClintock, son kısımlardan yoksun kromozomların "yapışkan" olduğunu ve kromozom ucunda kromozon stabilitesini koruyan özel bir yapının varlığını varsaydığını gözlemledi. 
· Hücre yaşlanmasının fenomeni 1961 yılında Dr. Lenhard Hayflick tarafından tarif edilmiştir. Dr Hayflick, hücrelerin sadece sınırlı sayılara bölündüğünü keşfetti ki buna Hayflick-Limiti denir. Bu sınıra ulaşan hücreler yaşlanıyor. Hayflick, bu bilimsel ilkeyi keşfettiği halde, anlamı hakkında hiçbir fikri yoktu. Hücresel yaşlanmada telomerlerin rolünün anlaşılması için neredeyse daha 30 yıl geçmesi gerekti.
· 1970'lerin başlarında, Rus teorisyen Alexei Olovnikov, kromozomların uçlarını tamamen kopyalayamadığını fark etti. Buna dayanarak ve Leonard Hayflick'in sınırlı somatik hücre bölünmesi fikrini de hesaba katan Olovnikov, DNA dizilerinin hücre çoğalmasının ardından her defasında azalarak kritik bir düzeye geldikten sonra hücre bölünmesinin sona erdiğini öne sürdü.
· 1975-1977 yılları arasında doktorası sonrası Yale Üniversitesinde Josep G.Gall yanında çalışmaya devam eden Elizabeth Backburn,  telomerlerin alışılmadık doğasını kromozom uçlarını oluşturan basit tekrarlanan DNA dizileriyle keşfetmiştir. 
· 1984-1985'de Elizabeth Blackburn, Carol Greider ile birlikte telomerlerin sürdürülebilirliğini koruyan ve kısalmış uçlarını tekrar orijinal uzunluğuna geri kazandırabilme kapasitesine sahip olduğunu öne sürdükleri telomerase adlı bir insan enzimini Wipertierchen Tetrahymena'da keşfettiler
· 1990 yılında Kanada'daki McMaster Üniversitesinden Calvin Harley ve Amerika'daki Cold Sprin Harbor Laboratoriumdan Carol Greider telomer kısalmasının Hayflick-Limitine ulaşıncaya kadar yaşlanma süreciyle paralel gittiğini keşfettiler 
· 2009 yılında Blackburn, kromozomların telomer ve telomeraz enzimiyle nasıl korunduğunu keşfederek Carol Greider ve Jack Szostak ile birlikte Nobel Tıp Ödülünü kazanmıştır.
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3627294/ 
https://www.ta-65.de/telomere-telomerase/telomere-und-telomerase/ 
https://en.wikipedia.org/wiki/Telomere 
PL Complex MC preservative-free saçları güçlendirerek elastikiyetlerinin artmasına, saçların hacim, gövde ve refleksiyon kazanmasına, bozulan balasın yeniden regüle edilmesine yardımcı olur, saç dökülmelerine karşı savaşır ve yeni saç oluşumunu teşvik eder.
X